Dönüş

neredeyse 6 ay oldu buraya hiçbir şey yazmayalı. insan olmanın ve bu topraklarda yaşamanın yarattığı bazı teknik problemlerden ötürü yazacak ne ortam vardı ne de durum… 6 ay… az gibi ama değil. insanın özgürlüğü her şeyi.

ben buralarda yokken neler oldu?

ülkece krize girdik. ben buradan ayrıldıgımda dolar 3.80 gibi bir şeydi, döndüm 6.55… insanları bir gemiye bindirmeye çalışıyorlar ama sanıyorum binmek istemeyenler de var. ben de binmiyorum.

seçim oldu. olmaz olaydı.

o kadar bedelli askerlik beklerken bunun ben o ortamdayken çıkması da nasıl bir şansla açıklanır bilmiyorum. kimin neyine kışt dedim acaba.

ortamlarda anti militarist geçin ama oralarda sana silahlık emanet etsinler. silahların özelliklerini gözü kapalı saymayı öğren. silah al, silah ver. milleti silahla.

taraftarı oldugum semt takımı şampiyon oldu. bunu herhalde hayatımın geri kalanında hiçbir zaman göremeyeceğim. bu sezon kesin ligden düşerler. bütün maçlara git ama takımın şampiyon oldugunu göreme…

dünya kupası oynandı. bunu ucundan takip ettim. büyük bir kayıp olmadı. tabii gönül evde sere sere takip etmek isterdi ama şartlar…

işin en ilginci, belki de tek güzel tarafı, ben burada yokken sevgilim oldu. bunu nasıl becerdim hiçbir fikrim yok. insanlar askerlik yaparken terk edilirken benim için durum tam tersiydi…

her şeye rağmen hayata dönmek güzel.

…and forget all the bad things that’s around us,
can’t you see there’s nobody else here,
so take off your cool than your blues than your shoes

Grbavica

bosna savaşı sonrası bir kadının hayata tutunma hikayesi. türkçesi esma’nın sırrı. 2006 yılında berlin’de altın ayı ödülü almış. yıllarca saklananan söylenemeyen bir sır. kadın olmanın zorlukları. tür olarak dram geçse de bir kadın filmi, aynı zamanda da bir savaş filmi. top, tüfek, silah, bomba, cephe olmasa da bana göre tam bir savaş filmi. patlayan bombalar, ölen insanlar, yurtlarını terk edenler savaşın bilinen tarafı. peki ya sonrası? savaşın getirdiği psikoloji ile yaşamak, insanın içerisinde patlayan bombalar, atılamayan sessiz çığlıklar… “insanlar savaş sırasında bile birbirini daha çok seviyordu.” filmden bir replik; savaş, bu cümleden daha iyi anlatılamaz herhalde.

son zamanlarda suriyeliler ile ilgili söylemler var. onları tekrar yurtlarına göndereceğiz deniliyor. bu söylemlerin üzerine böyle bir film izlemek iyi oldu. savaş zaten görünen bir şey, savaşın görünmeyen tarafı ise savaş bittikten sonra başlıyor. yine bir sahnede pelda, savaştan önce ekonomi okuduğunu ama savaş bittiken sonra takatinin kalmadığını söylüyor. hem okusam bile iş yok, haliyle okumamın gereği yok diyor. filmde sürekli oynanan futbol bahisleri belki bu yüzden. para kazanılmak zorunda, nasıl olduğu önemli değil, çünkü ihtiyaçlar, devam eden bir yaşam var. suriyeliler ile alakalı da bu minvalde düşünmek gerekiyor. ama onlar yiyip içip, nargile kafeler de eğleniyor. esma da savaş öncesinde tıp öğrencisi ama savaş bittikten sonra bir gece kulübünde çalışıyor. yeniden aşık olmaya çalışıyor.  hala içindeki savaşla birlikte yaşamaya devam ediyor. çünkü geçmiyor o psikoloji. akıp giden yaşama karışıyor. bir insanın içindeki yaşamını bilemiyorsun. neler gördü? nasıl yaşıyor? üzerinden yıllar geçmesine rağmen bulunan toplu mezarlar var. esma, pelda’ya eğer sen gidersen ve baban bulunursa onu kim teşhis edecek diyor. gitmek de zor, kalmak da… en zoru her şeye rağmen yaşamak.

esma bir sırla yaşıyor. o sır, gözünün önünde büyüyor. bir yerde o sırrın karşısına gecip kendisine hesap soracağını biliyor belki de. zordur böyle bir yaşam. onca olan bitenden sonra insanda bazı duyguların yeşermesi güç. bu yüzden savaş sonrası daha büyük bir savaş.

bunlar da filmin getirdikleri. bir bosna ilahisi ve saraybosna için yazılmış bir şarkı.

Yol

gece. dertler var ama üzmüyor. alışkanlık olmuş. acıtmıyor. önüne görecek kadar ışık. nereye gidiyorsun belli değil. çok da önemli değil. önemli olan gitmek.

 yol şahit kime ne, varmasam da bana kâr…

2017'de Ne Dinledim?

son yıllarda spotify ile haşır neşir olsam da tanışıklığımız epey eskiye dayanıyor. günlerden bir gün can sıkıntısından chatroulette’e girmiştim, şu anda adını bile hatırlamadıgım birisi denk gelmiş konusuyoruz. muhabbet müziğe gelince, bir program var çok iyi demişti. türkçe şarkıların pek olmadıgını da eklemişti. ilk o zaman bilgisayara indirmiştim ama bir ton gereksiz programdan birisi olarak görüp daha sonra silmiştim. tabii yıllar sonra spotify popüler oldu, müziği seven herkesin telefonuna, bilgisayarına girdi. ben de iki-üç yıldır iyi kötü kullanıyorum.
spotify, yıl sonu ne dinlediğini gösteren bir uygulaması var. severim böyle işleri. insan koca yıl neler yaptıgını görünce heyecan duyuyor. benim de ne dinlediklerim görseldeki gibi. nazan öncel’i bu kadar çok dinlediğimi tahmin etmiyordum. en sevdiğim mğzik türü olarak da türkçe rock demiş ama bu konuda da sanırım spotify ile aynı fikirde değilim. diğer şarkılar ve sanatçılar aslında beklediğim gibi denilebilir. en sevdiğim şarkıların listesi de aşağıda…

2017’de Ne Dinledim?

son yıllarda spotify ile haşır neşir olsam da tanışıklığımız epey eskiye dayanıyor. günlerden bir gün can sıkıntısından chatroulette’e girmiştim, şu anda adını bile hatırlamadıgım birisi denk gelmiş konusuyoruz. muhabbet müziğe gelince, bir program var çok iyi demişti. türkçe şarkıların pek olmadıgını da eklemişti. ilk o zaman bilgisayara indirmiştim ama bir ton gereksiz programdan birisi olarak görüp daha sonra silmiştim. tabii yıllar sonra spotify popüler oldu, müziği seven herkesin telefonuna, bilgisayarına girdi. ben de iki-üç yıldır iyi kötü kullanıyorum.
spotify, yıl sonu ne dinlediğini gösteren bir uygulaması var. severim böyle işleri. insan koca yıl neler yaptıgını görünce heyecan duyuyor. benim de ne dinlediklerim görseldeki gibi. nazan öncel’i bu kadar çok dinlediğimi tahmin etmiyordum. en sevdiğim mğzik türü olarak da türkçe rock demiş ama bu konuda da sanırım spotify ile aynı fikirde değilim. diğer şarkılar ve sanatçılar aslında beklediğim gibi denilebilir. en sevdiğim şarkıların listesi de aşağıda…

Bossa Noga

spotify haftalık keşif listesinden denk geldim bu şarkıya. şarkının adı bossa noga, grubun adı fatima spar und freedom fries. dinlemeden önce ne şarkıdan, ne de gruptan haberim vardı. şarkıyı dinler dinlemez loopa alıp tekrar tekrar dinledim. hartıyorum, bu şarkıyı ilk dinlediğimde sonbahar havası vardı, şu anda kış havası var, yarın daha da soğuk olacak ama bu şarkı bana bahar havası veriyor. hani böyle uzun kış günlerinin ardından güneş açar, havalar ısınmaya başlar, uzun zamandır açılmayan kapı pencere açılır evin içine temiz hava girer, işte o anları hissettirdi bana. aralık ayında baharı, güneşi hissettirdi. farklı dünyalara götürdü. şarkıyı dinlemiyorsun sanki, temiz hava çekiyorsun içine… işte öyle bir şarkı.

#s3gt_translate_tooltip_mini { display: none !important; }

Discover Me

7 yıl önce önümdeki 5 yıl pas geçsin; yaşamama gerek yok, o yılları atlayayım, orada ne olacaksa olsun kabulüm diyordum. bu düşüncelerin üzerinden 7 yıl geçti, tabii pas geçsin dediğim 5 yılı da yaşadım iyi kötü. sonucunda ne oldu; şu an içinde bulunduğum durum nedir anlam veremiyorum. demek ki her zaman dertlerin derya olabilme potansiyeli varmış. hele hele yıllar üst üste birikince, yaşanmışlıklar artınca bu dertler daha da birikiyor ama işin güzel tarafı bu dertlerden kurtulmanın da yolları artıyor. 7 yıl önce bana derman olacak seçenek sayısı 2 ise, içinde bulundugum durumda derman sayısı daha fazla. gerçi dertler de büyüyor ama olsun. hayatı bu şekilde kabullenip yaşamak lazım sanırım. hiçbir zaman mutlak mutluluk olmayabilir. belki de vardır emin değilim.

İz Bırakanlar Unutulmaz

vega’nın yeni albümünü duyunca bende de birçok kişi gibi anılar tekrar akla geldi. bu sabahların bir anlamı olmalı, serzenişte, iz bırakanlar unutulmaz… vega da kendilerinin söylediği gibi bende iz bırakmıştı ve onları unutmamıştım. belki romantizme kaçıyorumdur bilmiyorum ama hayatımın en duygu yoğun döneminde onları dinlemiştim. bu sabahların bir anlamı olmalı diye geziniyordum ortalıkta. yeni albüm çıkar çıkmaz dinledim. tatlı bir esinti oldu ama eskiden onları dinlerken hissettiklerimi yeni şarkılarını dinlerken hissetmedim. hissetmek istediğim eski duygular değil, sadece o duyguların yenileri. bir şey eksik gibi. müzikten çok anlamıyorum, muhtemelen müzikal olarak güzeldir ama anlatmak istediğim başka bir şey ama onu da anlatamıyorum. şarkı eksik diyorum ama belki de ben eksiğim, ondan dolayı eski şarkılarının hissettirdiklerini hissedemiyorum. yeni albüm bana sadece eskiyi hatırlattı, yeni şarkıları bile eski şarkıları hatırlattı ve eski şarkılarını dinlemeye başladım.