Isıtmayan Gün

erken gelen bir bahar günü. hava çok güzeldi. aslında bir planım yoktu ama yine de havanın güzelliği dısarı çıkmamı istiyor gibiydi. üsküdar, eminönü, karaköy, taksim, beşiktaş, kadıköy hattı sonrası akşama doğru maç izlemek için kendimi eve attım. maçı da kazanamadık, hafif moral bozuldu.

dısarıda gençlerden çok orta yaslılar vardı ekseriyetle kemiklerimiz ısınsın inssanları dısarı çıkmıs gibiydi. bunların dısında arap turistler bir hayli fazlaydı. türkiye için turist mevsimi olmasa da ufak ufak gelmeye baslamıslar. sadece araplar değil aslında birçok farklı milletten turist vardı.

istanbul kabalık. bugün çok yürüdüm ama yürümek kadar kabalık da yordu. gezmesi, sokaklarında boş boş dolanması, kaybolması güzel oluyor ama zaman zaman insan fiziksel oldugu kadar mental olarak da yoruluyor günün sonunda.

su anda da üzerimde seyit çevik’i keşfetmenin mutlulugu var. yarım saattir dinliyorum çok hoslandım. keman ustası. bugüne kadar varlıgından haberim yoktu. yeni öğrendim. dinleyip duruyorum.

Üsküdar

istanbul’un dibinde yaşayıp, hatta istanbul’da doğup daha sonra istanbul’da altı sene üniversite okuyup üsküdar’ı bu kadar az bilmek sanırım benim ayıbım. çok fazla gezdiğimi de söyleyemem ama bugün epey dolandım durdum. duyduğum çok yeri gördüm. çoğu yeri güzergah olarak kullandıgım için bildiğimi düşünüyordum ama güzergahtan çıkarıp, durup görmek gerekiyormuş.