Etiket: ispanya
La noche de 12 anos
unutursun’u dinlerken izlediğim film aklıma geldi. şarkının teması tabii farklı bir şeyi unutmak ya da unutmamak üzerine kurulu ama benim aklıma izlediğim film geldi. zaten blogu açma sebebim bu tür şeyleri unutmamak… genel olarak unutmak istenilen şeyler pek unutulamadıgı için onların geçmişte öylece kalmasından bir problem yok. sadece fazla kurcalamamak lazım.
film, üç gencin hapishane hayatını, mücadelesini, devletin faşitçce davranışını konu ediniyor. uruguay tarihi ya da bahsi geçen olay hakkından bilgim olmadıgı için o kısımlar hakkında yorum yapmam doğru değil. izledikten sonra basit google araştırmasından öte bilgim yok. zaten filmde de o kısımlar pek verilmiyor. önemli olan belki de o değil, ne olursa olsun yapılan insanlık dışı müdahaleler, buna rağmen haktan vazgeçmemek, direnmek, hayal kurmak…
uruguay’da üç muhalif, çeşitli sebeplerden dolayı mahkum ediliyor. askerin yönetimi ele geçirmesiyle beraber mahkumiyet zamanla esarete dönüşüyor. yapılan işkencelerle üç insan hayattan koparılıp baska bir canlı hüviyetine sokuluyor. yeme, içme, tuvalet gibi temel gereksinimler bile onlar için zaman zaman lüks sayılabiliyor. onları hayatta tutan bazen görüştükleri aileleri, bazen düşünceleri, bazen gördükleri bir ışık, duydukları bir ses… en ufak kıpırtı onları hayata bağlıyor. ve günün birinde ne tarafta olduklarını bile bilmedikleri seçim sonucunu radyodan duyuyorlar. dünyadan kopuk hayat yaşıyorlar. neden yapıldıgını bilmedikleri seçimle beraber ülkeye demokrasi geliyor ve mahkumlar serbest kalıyor. yıllarca süre gelen mahkumiyet ve işkence son buluyor.
filmde birçok kişinin mahkum oldugunu görsek de üç kişinin hikayesi üzerinde duruluyor. bu üç kişi zamanla ülkenin önemli konumuna geliyorlar; birisi yazar, birisi savunma bakanı, diğeri başkan oluyor. vosvosyula meşhur olan uruguay baskanı filmde anlatılan üç kişiden birisi.
bu insanların yaşadıkları işkence hayatından sonra geldikleri nokta inanılmaz. hak, kazanım kolay olmuyor. mücadele etmeden, zorluk çekmeden hiç olmuyor. tabii filmdeki gibi mücadeleyi hayal bile edemiyorum. hayallerimin ötesinde bir mücadele.
La casa de papel
kayıtsız kalamadım ve izlemeye başladım. üçüncü bölümde diziyle alakalı bazı sıkıntılar oluşmaya başladı. dördüncü bölümü izlerken internet bağlantısında bir sorun oldu ve bölüm yarım kaldı. şu anda da daha fazla izlememe kararı aldım. izlememe sebebim de tam olarak şu, kardeşim şu aşk denilen naneyi her yere sokmak zorunda değilsiniz yahu. soygun yapıyorsunuz. aslında yapılan şey soygundan da öte, anormal bir şey. bunun için plana aylarca çalışıyorsunuz. darphane soyuyorsunuz, darphane… daha fazlasını yazmayayım spoiler olmasın ama bir aşk… her şeyi mahvetme noktasına getiriyor. izlediğim yere kadar durum böyle. devamında neler oluyor bilmiyorum. şu an hala içerideler. ama bunlar nası fevri davranışlar. tokyo’nun gaza gelmeleri, profesöre atarlanmaları. ne yapıyorsunuz kardeşim siz? aşk, sevgi güzel şeyler bunlar. herkes aşık olsun, sevsin, sevilsin, sevişsin ama bir soygunu yapın, işinizi görün sonra ne iş görüyorsanız görün. dışarıda bütün ispanya sizi konuşuyor, sizin aklınız hala nerede. seksle sorunu da olmayan milletsiniz ama anlamıyorum ki nasıl ateşli ruh hali bu. dizinin gidişatını tahmin edebiliyorum. dördüncü bölümün yarısını izledim. bu dizi buradan toparlanmaz. dram dozajı yükselecek muhtemelen. yeni aşklar doğacak. sevişmeler, seksler… böyle sürer gider. bu yüzden diziden tek beklentim umarım ifşacı çocuk ölür.


