Gebzespor 0-1 Nevşehir Belediyespor

maça biraz geciktim. saygı duruşu ve istikal marşı’na stadyum önünde denk geldim. bilet gişesine geldiğimde kalabalıgı görünce biraz da sıkıldım. zira maç başlamıştı. on dakida anca bileti alırdım. takribi on beş dakikayı kaçırırım diye düşünürken biletlerin maratonda 10, numaralıda 20 lira oldugunu gördüm. yüzde yüz zam demekti bu. zaten on lira vermemek için numaralıda izlemiyordum, maratona gidiyordum. yüzde yüz zammın fazla oldugunu düşünüyorum. gerçi almak istesem de o an bilet alamazdım. çünkü üzerimde nakit para yoktu. evdeki bozuk beş lirayı alıp gelmiştim. o da bir şeye yaramıyordu. daha sonra maraton tarafında, bağıran tayfa diyebileceğim stada girdiği kapının ücretsiz oldugunu öğrendim. oraya yöneldim. girişte cebimdeki bozuklukları gören polis onları bırakmamı istedi. 1 lirayı alıp çıkarıp gözünün önünde bırakıp yoluma devam ettim. cebimde hala 4 lira bozukluk duruyordu.

maça nevşehir taraftarı da gelmişti. muhtemelen istanbul’da ve gebze’de oturan nevşehirlilerdi. takımlarının gebze deplasmanı görünce, memleket sevdası deyip gebze’ye deplasman yapmıslar. 300-400 kişi takımlarını desteklediler. maç boyu karsılıklı atışma oldu. protokolde kavga çıktı. polis müdahele etti. karşı taraf tribünü bilen insanlar olsaydı muhtemelen daha büyük olaylar olabilirdi.

ilk yarıda takım fena değildi. ama genele bakınca, doksan dakikada gebzespor çok etkisizdi. her ne kadar direkten dönen toplar olsa da, o pozisyonlar oyuncuların bireysel yetenekleri sayesinde oluştu. turgay’ın şutu inanılmazdı. ceza sahası sol çaprazından, hagi’nin bilbao’ya attıgı gole benzer bir pozsiyonda harika vurdu. hatta biraz daha çaprazı ve uzağı… orada makul olan içeriye orta yapmak ama tugay sol ayağıyla mükemmel şut çıkardı. top direkten oyun alanına döndü. yine bir başka pozisyonda ziya gelişine, zor bir poziyonda çaprazdan uzak direğe vurdu, top yine direkten oyun alanına döndü. gebzespor kötüydü ama nevşehir de kazanacak kadar oynamadı. maçın hakkı beraberlikti. karambolden golü bulan nevşehir, skoru korudu ve kendileri için çok kritik 3 puan aldı.

maçla ilgili bir şey söylemek yersiz. gebzespor kümede kalsın yeter. takımın şanslı oldugu bir konu var, son sıradaki iki takım çok kötü. muhtelemen onlar düşecek. gebzespor çok büyük problem yaşamazsa kümede kalır ve önümüzdeki sezon iddialı kadroyla 2. lig hayalleri kurulur.

Gebzespor 0-0 Kozan Belediyespor

bir yanda alttan spor programı açık bir yandan da bu yazıyı yazıyorum. fenerbahçe evinde ankaragücü’ne 3-1 yenildi. sabah kadıköy’de sarı lacivertlileri görünce fenerbahçeliler erkenden toplanmaya başlamış dedim ama biraz daha yakından bakınca ankaragüçlüler oldugunu fark ettim. kuşkusuz harika bir deplasman olmuştur onlar için. akabinde moda sahilde oturduğumuz yere bir grup ünifebli genç gelince kalkma ihtiyacı hissettik. sahili onlara bırakıp taksim’e gitmek için iskeleye doğru yol aldık…

gebzespor’a gelince. maç cumartesi oynandı bitti. gebze’de kozan belediyespor ile 0-0 berabere kaldı. gebzespor’un kadrosunu yeterli bulmasam da evinde bu tip maçları kazanamayacak kadar kadronun kötü oldugunu düşünmüyorum. lakin takım pozisyona dahi giremiyor. kozan belediye’nin direkten dönen top gol olsa, maç daha farklı gidebilirdi. ortam daha da gerginleşebilirdi. zira taraftar sadece bir kıvılcım bekliyordu. kırmızı kart gören kozanlı oyuncuya edilen sinkaflar sonucu oyuncunun tribünlere karsılık vermesi tribünleri kızdırsa da etki etmedi. çakmağı boşa çakmak gibi oldu. çünkü deplasman soyunma odasına giden yere artık taraftar alınmıyor. bu yüzden olası olayların da önüne geçilmiş oluyor. geçmişte o kısımda epey sıkıntılıydı. kulübün başına birçok kez sorun çıkardı o tribün.

gebzespor haftaya şampiyonluk favorisi tire deplasmanına gidiyor. muhtemelen oradan da bir mağlubiyet gelecek. alttaki iki takımın çok kötü olması gebzespor için şans. yoksa çok daha büyük sorunlar yaşanabilir. umarım ligin geri kalanında en azında iç sahada takım maksimum puanı toplar be bu sezon böyle tamamlanır. önümüzdeki sezon ise daha iddialı takımla şampiyonluk yarışına girilir.

Gebzespor 1-2 Nazilli Belediyespor

gebzespor için çok önemli maçtı. belki de kırılma maçlarından bir tanesiydi. kazanması halinde puanı 13 olacaktı ve üst gruptan kopmayacaktı. aslında şu anda da hiçbir şey için geç değil, lider ile puan farkı 5 ama takım 11. sırada, arada 5 puanlık dilimde 10 takım bulunuyor. hafta sonu bir altındaki artvin hopa ile oynuyor, 8 gündeki 3. maç. zor deplasman. oradan da puan kaybedilmesi halinde ciddi bir sıkıntıya girilebilir. tabii bu sene benim beklentim yok. takımın ligde tutunması yeter. ama sonraki sezon şampiyonluğa oynaması lazım. gebzespor’un şampiyonluk kadrosu kuracak potansiyeli var.

maçın hafta içi oldugunu biliyordum ama dalgınlığıma gelmiş sanırım. unuttum gün içinde. internette bir şeye bakınırken maçın oldugunu gördüm. saat 3’e 12 vardı. hemen hazırlanıp çıktım. stadın önünde istiklal marşına yakalandım. bileti alıp stada girene kadar maçın başlama düdüğü çalmıştı.

maça gebze fena başlamadı. bir önceki maçta yapılan hoca değişikliği olumlu yansımış gibiydi. yazılı olmayan türk futbol kurallarından bir tanesidir, hoca değişikliği sonrası ilk maçlarda takım reaksiyon gösterir, maça aktif başladı gebzespor. yeni teknik direktör özgür demirtaş fazla değişiklik yapmamıştı. orta sahada mustaf kara yerine serkan esen oynadı. serkan esen, geçen sene de takımdaydı. hatta taraftarla arasında polemik olmuştu. birkaç maç ıslıklandı. oyun içinde küstü, istekli oynamadı. sonra tekrar arası düzeldi taraftarla… oradan bildiğim oyuncu. mustafa kara ise bu sene takımda en beğendiğim isim. orta sahaya bariz direnç katıyor. serkan esen’den tarz olarak farklı. mustafa kara güçlü, kuvvetli fiziğiyle oynamasının yanında tekniği de fena olmayan bir oyuncu. serkan esen daha yumusak, topla oynamayı seven bir futbolcu. aynı bölgede oynasalar da birbirinin ikamesi olabilecek oyuncular değil. ikinci yarı serkan esen’in yerine giren berkay polat da o bölgeye mustafa kara’nın kattığı direnci katamadı. takımda bana göre en çok aranan oyuncuydu mustafa kara. sanırım sakatlığı sebebiyle bu maçta oyanayamadı.

ilk yarı ortada giden bir maçtı. karsılıklı atılan gollerle devre 1-1 berabere bitti. 42. dakikada nazilli belediyespor’un aykut sarıdoğan ile attıgı gol harikaydı. yaklasık otuz metreden mükemmel vurdu. çatala gitti top. hemen öncesinde de serkan esen topu kaybetmişti. yerde kaldı faul bekledi. ama tribünden gördüğüm kadarıyla pozisyonda bir şey yoktu. üstte de belirttiğim gibi, serkan esen yumuşak bir oyuncu. bunun sıkıntılarını maç içerisinde de birçok kez yaşadı. ikili mücadelelerde direnç koyamıyor.

ikinci yarıda maç tamamen nazilli belediyespor’un kontrolündeydi. gol geliyorum diyordu. serkan esen, berkay polat değişikliği yapılsa da fayda etmedi. sorun aslında orada da değildi. orta sahanın direnç koyamaması bir problemdi ama kanatlar da çok fazla işlemiyordu. özellikle sol kanatta oynayan saruhan yazgun çok etkisiz kaldı. emre fırtına önceki maçlardaki formunda değildi. saruhan yazgun 80. dakikada oyundan çıktı ama değişen bir şey olmadı. geliyorum diyen gol 90. dakikada geldi. karambolde sergen piçinciol golü attı ve bir nevi sergen attı şampiyonluk geldi golü oldu. son dakikalarda gebzespor’da ziya inday oyuna girse de takım olarak gebzespor varlık gösteremedi ve kendi sahasında 2-1 mağlup oldu.

bu sonuçla nazilli 14 puanla 5.sıraya yükseldi. liderle arasında 1 puan buunuyor. önlerinde zorlu fikstür var. velimeşe, şile, hekimoğlu trabzon gibi şampiyonluk isteyen takımlarla peşpeşe oynayacaklar. buradan çıkabilirlerse ligin favorisi durumuna gelirler. gebzespor için söylenecek bir şey yok. bu sezon böyle geçecek sanırım. umarım önümüzdeki sezon çok daha iddialı bir kadro kurulup şampiyonluk hayallerine dalınabilir.

Gebzespor 1-1 Erzin Belediyespor

gündüz maçları güzel. cumartesi gündüz maçları daha da güzel. biraz gezinmenin ardından stadın yolunu tuttum. hava güneşli. kış güneşi ısıtmıyordu ama yine de idare eder bir hava vardı. 5 dakikalık bilet kuyrugunun ardından maratondaki yerimi aldım.

gebzespor çok iyi başlayamadı. topu tutamadılar, top yapamadılar. niyahetinde savunmanın hatasıyla 10. dakikada gölü yediler. takım golü yedikten sonra toparlanmaya başladı. gol gerekiyordu belki de. ufak tefek gebze ataklarında birinde 32. dakikada oğuz başaran topu içeriye çok iyi getirdi. maçın en etkili ismi emre fırtına da ceza saha içerisinde sağ çaprazdan sol ayağıyla uzak köşeye plaseyi bıraktı ve durumu 1-1 yaptı. maçın ilk yarısından çok ciddi pozisyon olmadı. karşılıklı top kapmalı, kaptırmalı şeklinde ilk yarı bitti. ikinci yarıyı ayakta izlemeye başladım. zira koltuklar her zamanki gibi epey pisti, koltugun arka kısmına doğru oturmuştum, orası da bir süre sonra popoyu acıtınca ayakta izlemeye başladım. ikinci yarı ilk yarıdakinden farklı bir gebzespor vardı. neredeyse tek kale maç oldu. gebze, oyunu erzin yarı sahasında yıktı. zaman zaman normal olarak kontraya yakalansa da maçın sonlarına doğru oluşan karambol hariç gebze kalesinde ciddi pozisyon oluşmadı. maçın sonlarına doğru sağ taraftan yapılan ortaya 9 numaralı ziya topa yükselirken kendisini yerde buldu ve hakem penaltıyı verdi. penaltıyı da ziya kullandı, topu üstten dışarı vurdu. hemen erzinli futbolcular yukarıda allah var hareketiyle. pozisyonun penaltı olmadıgını vücut dilleriyle belli ettiler. bence de penaltı yok gibiydi. ucuz bir penaltıydı. penaltı pozisyonun kaçmasıyla büyük fırsatı tepmiş oldu gebzespor.

puan kaybı sonrası gebzespor ciddi avantaj kaybetti. yarın tire-kozan maçı var. ligin birincsi ve ikincisi oynuyor. iki takımdan bir tanesi puan kaybedecek ve olası gebze galibiyeti, gebzespor’u bu takımlara puan olarak yaklaştıracaktı. ciddi fırsat kaçtı. sağlık olsun. benim beklentim şampiyonluk değil. bu sezon tutunma ve alışma olsun. önümüzdeki seneyle beraber şampiyonluk şarkısı, türküsü söylenmeye başlanır.

Gebzespor 3-0 Yomraspor

geçtiğimiz sezon neredeyse tüm iç saha maçlarına gitmeme rağmen hayatın getirmiş olduğu bazı teknik problemlerden ötürü takımın şampiyonluğunu göremedim. gebzespor uzun sürenin ardından tekrar 3. ligde, profesyonel seviyede. hoş, bal’da da takımın seviyesi 3. lig seviyesiydi ama bir türlü istenen başarı gelmiyordu. geçtiğimiz sezon takım şampiyon oldu ve play off oynadıktan sonra bir üst lige çıktı. sezon başında da kronik finansal sorunlar yüzünden az daha lisans alınamıyordu. yine çileli bir sezon olacak diye düşünürken, bir grup iş adamı borçları kapattılar ve takım önüne bakmaya başladı.

sezonun ilk galibiyeti ilk maçıma denk gelmesi güzel oldu. hem de net bir skorla ve oyunla… takımda en beğendiğim oyuncu 35 numara turgay keleş, iyi vuruş yapsa da top direkten döndü, devamında kemal’in dönen topu tamamlamasıyla gebze 1-0 öne geçti. turgay keleş diyorum ama ilk kez takımda gördüğüm bir isim. bu sene transfer olmuş. o kadar dikkatimi çekti ki maç esnasında maçkolik’i açıp baktım. daha 19 yaşinda, sakarya altyapısından yetişme. üst seviye için yetersiz olabilir ama alt liglerde fiziğiyle, kafa hakimiyetiyle aranan oyuncu olur.
ikinci yarıya da gebze iyi başladı. emre’nin uzaktan harika golüyle 2-0 oldu. iyice yorulan ve oyundan düşen yomraspor’a 90’da oğuz attı ve maçı 3-0 yaptı.

takımda geçen seneden çok fazla oyuncu yok. klasik her sene oldugu gibi toplama takım olmuş. bu sene çok da bir şey beklememek gerekir. lige tutunma ve alışma yılı olsun. ama önümüzdeki sezon üst ligler kovalanmalı. hem gebze’nin hem de gebzespor’un potansiyeli var. bunun iyi değerlendirmek gerekiyor.

Gebzespor 1-0 Beylerbeyi

yine bir pazar günü gebzespor maçındayım. bu sefer rakip beylerbeyi. bu maç, beylerbeyi ligin ilk sırasında bulunduğu için gebzespor tarafından kader maçı olarak görülüyordu. beraberlik bile pek kabul edilebilir sonuç olmazdı. beylerbeyi için ise beraberlik iyi sonuç olabilirdi. zaten maç içerisinde özellikle kalecilerinin zaman geçirmeye yönelik hareketlerinden hiç olmazsa bir puan için oynadıkları açıktı.

hava soğuk ve yağmurlu olmasına rağmen epey taraftar stada geldi. normalde numaralı da maçı izliyorduum ama havanın yağmurlu olmasından dolayı ikinci yarı maratona geçtim. maçın öneminin olması insanları biraz daha cezbetmiş ve motive etmiş olabilir; tribün epey kalabalıktı. maçın başlamasıyla top ağırlık olarak gebze’de kalmış gibi gözükse de sahada bir şeyler yapmaya çalışan beylerbeyi oldu. daha organize daha takım gibi oynamaya çalışıyorlardı. bunun yanı sıra gebzespor niko’nun eline ayağına bakar bir görüntü halindeydi. aslında amatör takımları bundan dolayı pek suçlamamak lazım. süper lig’de bile ne kadar top oynanıyor ki, amatör’de organize bir futbol olsun. fizik olarak ayakta kalan, bireysel yeteneklerle ve doldur boşaltla oynamaya çalışıyor takımlar. gebzespor da benzer görüntü içerisindeydi. niko’nun kanattan gidişleriyle, bebe’ye atılan uzun toplarla bir şeyler üretmeye çalıştılar. oğuz’un da belki daha aktif olması gerekirdi ama bu maç özelinde epey durgundu. berabere biten ilk yarının ardından ikinci yarı da pek farklı bir görüntü yoktu. iki takımın da yüzde yüz bir pozisyonu oldu. ilk yarının hemen hemen kopyası gibi olan ikinci yarıda, diğer birçok maçta oldugu gibi yine niko ortaya çıktı ve takımı ipten aldı. 90. dakikada üst üste karambolden dönen topa sol ayağıyla tavana harika vurdu ve skoru 1-0 yaptı. bütün stadın 90 dakika boyunca içinde tuttuğu o heyecanı açığa çıkardı, muazzam bir gol sonrası sevinci yaşandı. niko’nun bitiriciliği ve son bitiriş pasları biraz daha iyi olsa maç bu noktalara gelmezdi. sadece bu maç değil, birçok maçı erken koparırdı gebzespor ama her güzelin bir kusuru var işte. hızı, süratı, adam eksiltmesi var fakat son vuruşlarda becerisi yok. belki bitirişi olsa gebzespor yerine daha üst liglerde oynardı.

gebzespor bu galibiyetle 44 puanla birinci sıraya yerleşti. ligin bitmesine 6 hafta daha var. çok önemli avantaj olsa da lig daha su kaldırır. takım deplasmanda pek sorun yaşamıyor ama iç sahada çok sürpriz kayıpları oluyor. bu yüzden fikstüre pek takılmıyorum. kazanır dediğimiz maçlarda puan kaybı çok oldu.  çok fazla bu maçın havasına kapılmadan öne bakmak lazım çünkü baya baya yaklaşıyor yaklaşmakta olan.

Gebzespor 1-1 İnegöl Kurtuluşspor

dün, güzel olmayan bir pazar günü. iki haftada olan bir rutin. yine maça gittim. alt lig maçlarını seviyorum. genellikle en üst sıradan izliyorum maçı. böylece etrafı, taraftarı gözlemleyebiliyorum. futbol bir tutku, alt ligler ise herhalde farklı bir tutku. aidiyet. maça gitmeyi pek düşünmüyordum. rahatsızlığımdan ötürü günü evde geçiririm diyordum ama maç saati yaklaşınca içim içimi kemirdi. bu gibi durumlarda şüpheye düşüp abdest alan müslüman gibi olurum. içimdeki arzuyu gerçekleştiririm. ufak bir kırıntı maça gitmemi istediğ için rahatsız olmama rağmen gittim. şüphe-abdest ilişkisi günlük hayatımda beni epey rahatlatıyor. bir konu hakkında kafam dağınıksa, dağınıklığı ne giderecekse ona yöneliyorum, abdestim ne ise onu yapıyorum.

stada girdiğimde yağmur yoktu. o yüzden ilk başta fotoğrafta görülen açık yerdeydim. hava da yumuşaktı. orası maç izlemeyi en sevdiğim yer. ilk yarıda da pek aksiyon olmadı. gebzespor klasik amatör küme takımı gibi son vuruşları yapamadığı için gol atamadı. bunun üzerine penaltıdan yediği golle de 1-0 geriye düştü. devre arasında yağmur başlayınca hemen karşı, kapalı tribüne geçtim. iyi ki öyle yaptım. devre arasından itibaren günün geri kalanı tamamen yağmurlu geçti. ikinci yarı gebzespor baskılı oynadı. tribünlerin de itmesiyle gebzespor epey pozisyon buldu. ikinci yarının ortalarında niko’nun uzaktan attığı golle durum 1-1 oldu. niko, takımın en çalışkan iki oyuncusundan birisi. son vuruş becerisi olmasa da mücadele gücüyle kendisini sevdiriyor. maçın sonlarına doğru çok fırsat gelse de gebzespor hiçbir tanesinden yararlanamadı ve kardeş takım inegöl ile gebzespor 1-1 berabere kaldı. ligde de 3. sıraya geriledi. lider beylerbeyi’nin iki puan gerisinde şu an. ite kaka gidiyor takım bakalım ilerleyen haftalar neler gösterecek.

görseli de çok sevdim. maça gidince buraya yüklemek için bir iki tane çekiyorum. tam fotoğraf çekerken gebzespor serbest vuruş kullanıyordu. hemen önümdeki arkadaş gol umuduyla elleri kaldırıp ooooo çekmeye başladı ama gol olmadı. bu fotoğrafın adı da içimizde kalan umutlar olsun.

Gebzespor 1-3 Maltepespor

buz gibi hava, stat esintisi, donan ayaklar… tıklım tıklım tribünler, meşalenin sıcağı, sis bobasının kokusu… tam her sey bitti derken hatırlanan biber gazı kokusu ve yanan gözler… uzun bir aradan sonra tekrar gebze’nin maçına gittim. bu maça gitmek istiyordum çünkü lig için çok önemli bir maçtı. gebze için ne kadar önemliyse bir o kadar da maltepe için önemliydi zira maltepe yenilseydi epey geriye düşecekti ve gebze bir nevi rakipsiz kalacaktı.

klasik bir amatör küme maçı gibi başladı. yapılan pas hataları, şişirilen toplar, atananamamış yetenekli topçuların estetik hareket denemeleri… maçta pozisyon namına hiçbir şey yokken duran top imdada yetişti ve kornerden gelen golle gebzespor 1-0 öne geçti. ilk yarının son dakikasinda yine bir karambolde gebzespor yüzde yüz bir fırsattan yararlanamadı, belki de maçın kader anı oldu. maç 2-0 olsa, rakip takım iyice güçten düşebilirdi. öyle olmadı. ikinci yarı gebze kendi sahasında kapandı ve maltepe’nin atakları basladı. pozisyon olmasa da gol geliyorum diyordu. aynı kaleye, aynı köşeden kullanılan kornerle maltepe golü buldu. ilerleyen dakikalarda maltepeli 94 numaradan harika bir gol geldi. orta mı açmak istedi, şut mu çekmek istedi bilemiyorum ama gol mükemmeldi; sol çaprazdan uzak direğe muhteşem bir henry golü. bu gol zaten hem gebzespor’u hem de tribünleri bozdu. gelen üçüncü golle birlikte iyice ortam gerildi. maç boyunca tribünleri geren maltepeli kaleci, maçın bitiş düdüğü ile beraber havlusunu kaptıgı gibi soyunma odasına koştu, onun da peşinde gebzeli oğuz gitti. oğuz’un gidişiyle beraber bütün topçular maltepe’nin soyunma odası koridoruna doğru koştu. sonrasından neler olup bitti bilmiyorum. bir süre daha olayları izledikten sonra dısarı çıktım. çıkmamla beraber biber gazını hissettim. rüzgarla birlikte üstümüze doğru geldi. bazı gebzeli taraftarlar rakip takımın soyunma odasının dısa açılan kapısını zorlarken, polis müdahele etmiş. bundan dolayı biber gazından biz de nasiplendik … iyi ki toma su sıkmadı. frikik atacak topçu gibi pozsiyon aldı toma ama müdahele etmedi. eğer bir de su sıksaydı herhalde şu an hastanede olurdum.

ezcümle gebze, büyük avantaj kaybetti. maltepe’yi motive ederek yarışa dahil etti. her seye rağmen puan tablosuna bakmadım ama sanırım gebze lider durumda ve maltepe’nin 2 puan önünde. ipler gebze’nin ellerinde. kendi durumu kendisi tayin edecek.

şu anda aklıma geldi. maç sonunda takımı soyunma odasından tribüne çağrılması güzel hareketti. bir tanesi büyük olmak üzere iki tane hatalı gol yiyen kaleciyi taraftara alkışlatmak ise maçın en güzel hareketiydi. her ne kadar biraz agresif olsalar da gebze taraftarı maç sonu alkışı hak etti.

Gebzespor 1-1 Beylikdüzüspor

takımın kritik maçlarda iç saha performansı tam anlamıyla hayal kırıklığı. gebzespor’un çok iyi oynadıgını düşünmüyorum ama yine de bu sene iyi kötü skoru alıyor ancak iç saha maçları bu performansta devam ederse sıkıntı olabilir. etme potansiyeli de var çünkü gebzespor taraftarı biraz trabzonspor taraftarı gibi. stadyumda homurtu sesi eksik olmaz. bir yanlış harekete topçunun cezası kesilir. sinirler her zaman gergindir. ligde 8 maç sonunda 18 puanla lider. deplasmanda 4 maçta 4 galibiyet alsa da iç sahada 4 maçta 2 galibiyet, 1 mağlubiyet 1 de beraberlik var. içeride istediği skoru bir türlü alamıyor.
bu hafta beylikdüzüspor’a karşı çok kötü başladı. hiç top yapamadılar. atak yoktu. tabii bu da taraftarda homurtaya sebep oldu. havanın da güzel olmasıyla epey gelen olunca tepki de o kadar arttı. kötü oyunun üstüne bir de gol yenince iyice sinirler gerildi. ilk yarıyı 1-0 kapattıktan sonra ikinci yarıda takım biraz daha toparlandı. iyi oynamadılar ama en azında hücuma çıkabildiler. birkaç pozisyona girdiler. özellikle niko oyuna hareket kattı. bir pozisyonda soldan ceza sahasına girişte yerde kaldı ve penaltıyı aldı. bu penaltıyı da maç boyunca etkisiz elaman olan 9 numara ufuk gole çevirdi ve maç 1-1 berabere kaldı. 
şu ana kadar işler o kadar da kötü değil. tam tersi beklenenin üzerinde. bunda rakip takımların beklenenin altınta olmasının da payı var biraz. lig bana göre biraz zayıf. gebzespor geçtiğimiz senelerde daha zorlu takımlarla aynı gruptaydı. 
slogan yine aynı; o sene bu sene. haftaya derince deplasmanı var. kağıt üzerinde kolay gözüküyor umarım sahada da öyle olur.

Gebzespor 0-1 Başiskele Doğantepespor

5’te 5 yapılmıştı, altıncı maçta da galibiyet için çıkıldı ama 1-0 mağlup oldu takım. her seri bir yerde bozuluyor. iyi gidiş mutlaka sekteye uğruyor. aykut kocaman haklı, sanırım eşyanın tabiatı bunu gerektiriyor. gebzespor, kazandığı maçlarda çok iyi futbol oynamamıştı. idare ediyordu ve kazanıyordu. deplasman maçlarını izlemiyorum, bu yüzden deplasmanda nasıl oynadıkları hakkında pek fikrim yok ama iç sahada klasik amatör lig oyunu oynanıyor. duran top, karambol golleri maçın skorunu belirliyor genelde. başiskele doğantepespor maçında da maçın kaderini duran top; penaltı belirledi.
bu haftaya kadar gebzespor’un orta sahasını ve defasını beğendim. özellikle orta saha bana göre lig standartının üstünde. iyi oyuncular var. 41 numara ve 75 numara özbek gafurov iyi ikili olmuş. stoperde 12 numara ve 31 numara etkili olmuş. oğuz başaran da neden üst liglere kadar çıkabildiğini zaman zaman ispatlıyor ama kadronun geri kalanında sıkıntı var. özellikle santrafo bölgesinde. ercan kuruçay tekar transfer edilip, kaptanlık verilse de faydalı olamıyor. devre arası transferleri bugüne kadar gebze’ye hiç yararı olmadı ama bu sefer iyi bir santrafor alınırsa takım daha da iyi olabilir.