Vallah Montag is Haram!

pazartesi fikstüründen şikayet eden frakfurt taraftarının dün akşam açtığı çokdilli pankart. türkçesi, vallahi pazartesi haram. mealen, pazartesi gününe maç koymayın. haklı tepki. daha önce yine frankfurt taraftarından 18.30 maçı için warum lan? tepkisi gelmişti.

kültür neydi? iyilikti, güzellikti…

Gebzespor 1-1 İnegöl Kurtuluşspor

dün, güzel olmayan bir pazar günü. iki haftada olan bir rutin. yine maça gittim. alt lig maçlarını seviyorum. genellikle en üst sıradan izliyorum maçı. böylece etrafı, taraftarı gözlemleyebiliyorum. futbol bir tutku, alt ligler ise herhalde farklı bir tutku. aidiyet. maça gitmeyi pek düşünmüyordum. rahatsızlığımdan ötürü günü evde geçiririm diyordum ama maç saati yaklaşınca içim içimi kemirdi. bu gibi durumlarda şüpheye düşüp abdest alan müslüman gibi olurum. içimdeki arzuyu gerçekleştiririm. ufak bir kırıntı maça gitmemi istediğ için rahatsız olmama rağmen gittim. şüphe-abdest ilişkisi günlük hayatımda beni epey rahatlatıyor. bir konu hakkında kafam dağınıksa, dağınıklığı ne giderecekse ona yöneliyorum, abdestim ne ise onu yapıyorum.

stada girdiğimde yağmur yoktu. o yüzden ilk başta fotoğrafta görülen açık yerdeydim. hava da yumuşaktı. orası maç izlemeyi en sevdiğim yer. ilk yarıda da pek aksiyon olmadı. gebzespor klasik amatör küme takımı gibi son vuruşları yapamadığı için gol atamadı. bunun üzerine penaltıdan yediği golle de 1-0 geriye düştü. devre arasında yağmur başlayınca hemen karşı, kapalı tribüne geçtim. iyi ki öyle yaptım. devre arasından itibaren günün geri kalanı tamamen yağmurlu geçti. ikinci yarı gebzespor baskılı oynadı. tribünlerin de itmesiyle gebzespor epey pozisyon buldu. ikinci yarının ortalarında niko’nun uzaktan attığı golle durum 1-1 oldu. niko, takımın en çalışkan iki oyuncusundan birisi. son vuruş becerisi olmasa da mücadele gücüyle kendisini sevdiriyor. maçın sonlarına doğru çok fırsat gelse de gebzespor hiçbir tanesinden yararlanamadı ve kardeş takım inegöl ile gebzespor 1-1 berabere kaldı. ligde de 3. sıraya geriledi. lider beylerbeyi’nin iki puan gerisinde şu an. ite kaka gidiyor takım bakalım ilerleyen haftalar neler gösterecek.

görseli de çok sevdim. maça gidince buraya yüklemek için bir iki tane çekiyorum. tam fotoğraf çekerken gebzespor serbest vuruş kullanıyordu. hemen önümdeki arkadaş gol umuduyla elleri kaldırıp ooooo çekmeye başladı ama gol olmadı. bu fotoğrafın adı da içimizde kalan umutlar olsun.

Yılın Kadrosu 2017

sevdiğim işlerden bir tanesidir uefa yılın 11’ini yapmak. her sene seçiyorum ama bu sefer blog olduguna göre seçimleri buraya da ekleyeyim. dizilişi 442 seçtim ama oyuncuları seçerken dikkat etmemişim. ramos sol bek, marcelo stoper olarak gözüküyor. gözden kaçırmışım.
kadroyu seçerken objektif olmama rağmen real madrid’den 6 oyuncu almışım. hatta casemiro da olabilirdi. geçen sezon bana göre takımın en fark eden oyuncusuydu ama tabii real madrid’de o kadar çok kalite var ki; hamal olarak biraz geride kaldı. kusuruma bakmasın artık. onun yerine de bruyne’yi aldım. geçen sezondan ziyade bu sezon, şu anda futbolun en değerli oyuncusu olabilir. 
kalede efsane buffon var. ama onu seçerken romantizm yaptığımı düşünmüyorum. gerçekçi olunca da romantik olunca buffon yılın kalecisine layık.
stoper pozisyonunda ramos yine değişmedi. adam herhalde futbolu bırakana kadar yılın en iyi 11’ine seçilecek. marcelo’da aynı şekilde… diğer stoper için bonucci’yi tercih ettim, sanırım birçok kişi de aynı tercihte bulunacak. genelde pique de seçiliyor ama geçen sezon pique biraz silik kaldı. sağ bek için adayım chiellini oldu. sağ bek oynamıyor, bek pozisyonunda solda oynamıslıgı var ama bir sekilde kadroya dahil etmek istedim onu. 
orta sahaya direkt real madrid’i koyabilirdik. iniesta’nın yaşlanması onu geriye itti. bunun yanında modric-kroos ikilisinin yükselen formu en iyi 11’leri hak ediyor. geçen sezonun madrid prensi asensio olmasa ayıp olurdu. de bruyne ise bu sezon gösterdiği performansla 2017’nin en iyileri arasına girmeyi hak ettiğini düşünüyorum.
ileri ikilide ise messi ve ronaldo var. gerçekte beraber oynasalar nasıl olur diye zaman zaman düşünüyor insan. herhalde futbolu bırkatıklarında bir ihtimal yardım maçlarında görürüz. tabii messi’nin takımı ronaldo’nun takımına karşı olmazsa.

Gebzespor 1-1 Beylikdüzüspor

takımın kritik maçlarda iç saha performansı tam anlamıyla hayal kırıklığı. gebzespor’un çok iyi oynadıgını düşünmüyorum ama yine de bu sene iyi kötü skoru alıyor ancak iç saha maçları bu performansta devam ederse sıkıntı olabilir. etme potansiyeli de var çünkü gebzespor taraftarı biraz trabzonspor taraftarı gibi. stadyumda homurtu sesi eksik olmaz. bir yanlış harekete topçunun cezası kesilir. sinirler her zaman gergindir. ligde 8 maç sonunda 18 puanla lider. deplasmanda 4 maçta 4 galibiyet alsa da iç sahada 4 maçta 2 galibiyet, 1 mağlubiyet 1 de beraberlik var. içeride istediği skoru bir türlü alamıyor.
bu hafta beylikdüzüspor’a karşı çok kötü başladı. hiç top yapamadılar. atak yoktu. tabii bu da taraftarda homurtaya sebep oldu. havanın da güzel olmasıyla epey gelen olunca tepki de o kadar arttı. kötü oyunun üstüne bir de gol yenince iyice sinirler gerildi. ilk yarıyı 1-0 kapattıktan sonra ikinci yarıda takım biraz daha toparlandı. iyi oynamadılar ama en azında hücuma çıkabildiler. birkaç pozisyona girdiler. özellikle niko oyuna hareket kattı. bir pozisyonda soldan ceza sahasına girişte yerde kaldı ve penaltıyı aldı. bu penaltıyı da maç boyunca etkisiz elaman olan 9 numara ufuk gole çevirdi ve maç 1-1 berabere kaldı. 
şu ana kadar işler o kadar da kötü değil. tam tersi beklenenin üzerinde. bunda rakip takımların beklenenin altınta olmasının da payı var biraz. lig bana göre biraz zayıf. gebzespor geçtiğimiz senelerde daha zorlu takımlarla aynı gruptaydı. 
slogan yine aynı; o sene bu sene. haftaya derince deplasmanı var. kağıt üzerinde kolay gözüküyor umarım sahada da öyle olur.

Gebzespor 0-1 Başiskele Doğantepespor

5’te 5 yapılmıştı, altıncı maçta da galibiyet için çıkıldı ama 1-0 mağlup oldu takım. her seri bir yerde bozuluyor. iyi gidiş mutlaka sekteye uğruyor. aykut kocaman haklı, sanırım eşyanın tabiatı bunu gerektiriyor. gebzespor, kazandığı maçlarda çok iyi futbol oynamamıştı. idare ediyordu ve kazanıyordu. deplasman maçlarını izlemiyorum, bu yüzden deplasmanda nasıl oynadıkları hakkında pek fikrim yok ama iç sahada klasik amatör lig oyunu oynanıyor. duran top, karambol golleri maçın skorunu belirliyor genelde. başiskele doğantepespor maçında da maçın kaderini duran top; penaltı belirledi.
bu haftaya kadar gebzespor’un orta sahasını ve defasını beğendim. özellikle orta saha bana göre lig standartının üstünde. iyi oyuncular var. 41 numara ve 75 numara özbek gafurov iyi ikili olmuş. stoperde 12 numara ve 31 numara etkili olmuş. oğuz başaran da neden üst liglere kadar çıkabildiğini zaman zaman ispatlıyor ama kadronun geri kalanında sıkıntı var. özellikle santrafo bölgesinde. ercan kuruçay tekar transfer edilip, kaptanlık verilse de faydalı olamıyor. devre arası transferleri bugüne kadar gebze’ye hiç yararı olmadı ama bu sefer iyi bir santrafor alınırsa takım daha da iyi olabilir. 

Gebzespor 1-0 Nilüfer Erdemlispor

en son saha içinden maçı çocukken top toplayıcılık yaparken izlemiştim. o zamandan sonra ilk kez bugün izledim. onda da amatör küme maçı oldugundan dolayı oldu herhalde profesyonel bir takımın maçını ya da üst lig takımlarından bir tanesinin maçını zor izlerdim. tuhafıma giden şey yeşil alanın dısında kalan yerin yönetimiydi. amatör küme maçına göre epey katıydı. her zaman böyle mi oluyor bilmiyorum. talimat böyle klasik laf. aynı talimat tribünde pek işlemiyor. gerçi biraz naz geçene talimat işliyor. içinde bulundugum durumda talimatlara aykırı on olay oldu ama saha komiseri onlarla pek alakalı değildi.
gebzespor her zamanki gebzespor ama bu sezon galibiyet alıyorlar; tek ama en büyük, ve en güzel fark sanırım. dördüncü haftada nilüfer erdemlispor’u harika bir frikik golüyle 1-0’la geçtiler. şu ana kadar 4 maçta 4 galibiyet aldılar. 
nilüfer erdemlispor epey genç takım belli. devre arasında yardımcı hocalarıydı sanırım, 18 yaşındaki 9 numaraya, 18 yaşındasın ne olmuş, korkma topunu oyna diye motive ediyordu. diğer oyuncularda pek büyük sayılmazdı. yüzlerinden yaşları belli oluyordu. gebzespor ile kıyas yapınca arada epey sıklet var. gebzespor rahatlıkla 3.lig, 2.lig oynayacak topçular almış. hedef belli; şampiyonluk. ama takım olmak başka mevzu tabii. ne kadar oyuncu alırsan al takım olabilmek meziyet işi. gebzespor kolay dağılacak gibi top oynuyor. bir şekilde galip geliyor ama her an mağlup olacak, kırılacak bir takım izlenimi veriyor. bu da önüne geçilecek bir durum değil. alt liglerde alışma süreci diye bir şey yok. kontratlar genellikle 1 yıllık. oyuncuların hemen birbirine alışıp ite kaka takımı üst lige çıkarmaları gerekiyor. o yüzden bu kırılgan olma ihtimaline pek takılmadan öne bakmak gerekiyor. 

Gebzespor 2-1 Kartal Bulvarspor

uzun bir aradan sonra gebzespor’la birlikte tribünlere dönüş yaptım. gebze, bal 11. grupta kartal bulvarspor’la evinden oynadı maçtan son dakikalarda attığı golle galip geldi. gebzespor, 3.ligden düştüğün beri her sene o sene, bu sene diyor ama bir türlü amatörden kurtulamıyor. gerçi bal gerçekten çok kötü bir organizasyon, şampiyon olmak playoffa götürüyor. bir de oralarla uğraşıyorsun. belalı bir lig. ilker çakır, kulübe başkan olup, eski borçları kapatmasına ve lig üzerinde kadro kurmasına rağmen o sene, bu sene olamadı. 
bu sene yebi başkanla ve her zamanki gibi sil baştan kadroyla gebze sezon iddialı girdi. geçtiğimiz hafta ligin açılış maçında maltespor’u deplasman 2-1 yendiler. bugün ise içeride kartal bulvarspor’u aynı skorla geçtiler ve sezon başında umudu verdiler. tribünler, maraton tarafı neredeyse tamamen doluydu, bunda maraton tribünün ücretsiz olmasının az da olsa payı olmuştur. gerçi ücretli olduğu zamanlarda da hedef maçlarda maraton neredeyse doluyor. gebzespor, taraftar desteğini arkasına alsa da ilk yarım saatte oyuna bir türlü giremedi. ilk yarının son 15 dakikasında baskı kurabilse de santrası yapılmayan golle 45 artıda golü buldu ve devreye 1-0 önde girdi. maçın ikinci yarısında gebzespor yine tutuk kaldı, konuk ekip sol kanadında birkaç pozisyon buldu ama kaleciyi geçemedi. uzaktan atılan bir şutta kaleci önde olmasına rağmen erken uyandı ve topu kornere çelebildi. geliyorum diyen nihayet gelebildi ve kartal bulvarspor, etkili olduğu sol kanattan golü buldu. kronikleşmiş gebzespor’un maçı koparamama sıkıntısı böylece yine gün yüzüne çıkmış oldu. bu dakikadan sonra gebzespor biraz kıpırdanmaya başladı. sol çaprazda ercan’ın bir şutunu kaleci kurtardı. maçın uzatma dakikalarında sağ köşede kullanılan korneri 31 numaralı oyuncu kafayla ağlara gönderdi ve maçı gebzespor 2-1 kazandı. maçın son dakikasında 2-1 öndeyken çıkan gereksiz kavgada oğuz başaran kırmızı kart gördü. geçen sezon ergene velimeşespor’da oynarken gebze tribünlerinden tepki alan oğuz’a, bugün maç sonunda başkan, oğuz’u buraya getir tezahüratları ise tribünlerin ne kadar değişiken olabileceğine gösterdi. tribün unutmaz ama affeder.

Futbol Şiddettir, Futbol Holiganlıktır, Futbol Adam Bıçaklamak mıdır?

Varşova tribünlerinde bu akşam…

“Almanlar, Varşova’da 160 bin kişi öldürdü, bunların içinde binlerce çocuk vardı.”

o zaman kosinski’nin boyalı kuş romanından gelsin.

“İnsan olmak büyük bir başarı, önemli bir aşamadır. Herkes, kavgasını içinde taşır. Bunu benimsemek kendi yasalarına göre tek başına kazanmak ya da kaybetmek zorundadır.”

Das ist ein spiel

fotoğrafı twitter’da dolanırken gördüm. almanların futbol başarısı malum; gençlerde, kadınlarda, erkeklerde üst üste kupalar kazanıyorlar. yetiştirdikleri oyuncular dünyanın dört bir yerinde oynuyor. bu başarının altında büyük emekler olsa da esas sır bana göre bu fotoğrafta yazılanlarda.*
5-13 yaş arasındaki çocuklara oynadıklarının sadece bir oyun olduğunu, kazansalar da kaybetseler de oyundan zevk almalarını öğretiyorlar. istisna dışında antrenörleri tamamen gönüllü insanlardan olusuyor; öğretmen, işçi, bankacı, esnaf vs. bu insanların en sevdiği oyun futbol olduğu için ve tamamen bu sevgiden kaynaklı hareket ettikleri için çocuklar da direkt olarak oyunu seviyorlar. çocuk takımlarından kız ve erkek çocukları beraber oynuyor. böylece oyunun belli bir cinsiyete ait olmadığını öğretiyorlar.
*lütfen unutmayın.
  1. bunlar çocuk
  2. bu bir oyun
  3. antrenör işini hobi olarak yapıyor
  4. bu bir dünya kupası değil