Gebzespor 1-1 İnegöl Kurtuluşspor

dün, güzel olmayan bir pazar günü. iki haftada olan bir rutin. yine maça gittim. alt lig maçlarını seviyorum. genellikle en üst sıradan izliyorum maçı. böylece etrafı, taraftarı gözlemleyebiliyorum. futbol bir tutku, alt ligler ise herhalde farklı bir tutku. aidiyet. maça gitmeyi pek düşünmüyordum. rahatsızlığımdan ötürü günü evde geçiririm diyordum ama maç saati yaklaşınca içim içimi kemirdi. bu gibi durumlarda şüpheye düşüp abdest alan müslüman gibi olurum. içimdeki arzuyu gerçekleştiririm. ufak bir kırıntı maça gitmemi istediğ için rahatsız olmama rağmen gittim. şüphe-abdest ilişkisi günlük hayatımda beni epey rahatlatıyor. bir konu hakkında kafam dağınıksa, dağınıklığı ne giderecekse ona yöneliyorum, abdestim ne ise onu yapıyorum.

stada girdiğimde yağmur yoktu. o yüzden ilk başta fotoğrafta görülen açık yerdeydim. hava da yumuşaktı. orası maç izlemeyi en sevdiğim yer. ilk yarıda da pek aksiyon olmadı. gebzespor klasik amatör küme takımı gibi son vuruşları yapamadığı için gol atamadı. bunun üzerine penaltıdan yediği golle de 1-0 geriye düştü. devre arasında yağmur başlayınca hemen karşı, kapalı tribüne geçtim. iyi ki öyle yaptım. devre arasından itibaren günün geri kalanı tamamen yağmurlu geçti. ikinci yarı gebzespor baskılı oynadı. tribünlerin de itmesiyle gebzespor epey pozisyon buldu. ikinci yarının ortalarında niko’nun uzaktan attığı golle durum 1-1 oldu. niko, takımın en çalışkan iki oyuncusundan birisi. son vuruş becerisi olmasa da mücadele gücüyle kendisini sevdiriyor. maçın sonlarına doğru çok fırsat gelse de gebzespor hiçbir tanesinden yararlanamadı ve kardeş takım inegöl ile gebzespor 1-1 berabere kaldı. ligde de 3. sıraya geriledi. lider beylerbeyi’nin iki puan gerisinde şu an. ite kaka gidiyor takım bakalım ilerleyen haftalar neler gösterecek.

görseli de çok sevdim. maça gidince buraya yüklemek için bir iki tane çekiyorum. tam fotoğraf çekerken gebzespor serbest vuruş kullanıyordu. hemen önümdeki arkadaş gol umuduyla elleri kaldırıp ooooo çekmeye başladı ama gol olmadı. bu fotoğrafın adı da içimizde kalan umutlar olsun.

Gebzespor 1-3 Maltepespor

buz gibi hava, stat esintisi, donan ayaklar… tıklım tıklım tribünler, meşalenin sıcağı, sis bobasının kokusu… tam her sey bitti derken hatırlanan biber gazı kokusu ve yanan gözler… uzun bir aradan sonra tekrar gebze’nin maçına gittim. bu maça gitmek istiyordum çünkü lig için çok önemli bir maçtı. gebze için ne kadar önemliyse bir o kadar da maltepe için önemliydi zira maltepe yenilseydi epey geriye düşecekti ve gebze bir nevi rakipsiz kalacaktı.

klasik bir amatör küme maçı gibi başladı. yapılan pas hataları, şişirilen toplar, atananamamış yetenekli topçuların estetik hareket denemeleri… maçta pozisyon namına hiçbir şey yokken duran top imdada yetişti ve kornerden gelen golle gebzespor 1-0 öne geçti. ilk yarının son dakikasinda yine bir karambolde gebzespor yüzde yüz bir fırsattan yararlanamadı, belki de maçın kader anı oldu. maç 2-0 olsa, rakip takım iyice güçten düşebilirdi. öyle olmadı. ikinci yarı gebze kendi sahasında kapandı ve maltepe’nin atakları basladı. pozisyon olmasa da gol geliyorum diyordu. aynı kaleye, aynı köşeden kullanılan kornerle maltepe golü buldu. ilerleyen dakikalarda maltepeli 94 numaradan harika bir gol geldi. orta mı açmak istedi, şut mu çekmek istedi bilemiyorum ama gol mükemmeldi; sol çaprazdan uzak direğe muhteşem bir henry golü. bu gol zaten hem gebzespor’u hem de tribünleri bozdu. gelen üçüncü golle birlikte iyice ortam gerildi. maç boyunca tribünleri geren maltepeli kaleci, maçın bitiş düdüğü ile beraber havlusunu kaptıgı gibi soyunma odasına koştu, onun da peşinde gebzeli oğuz gitti. oğuz’un gidişiyle beraber bütün topçular maltepe’nin soyunma odası koridoruna doğru koştu. sonrasından neler olup bitti bilmiyorum. bir süre daha olayları izledikten sonra dısarı çıktım. çıkmamla beraber biber gazını hissettim. rüzgarla birlikte üstümüze doğru geldi. bazı gebzeli taraftarlar rakip takımın soyunma odasının dısa açılan kapısını zorlarken, polis müdahele etmiş. bundan dolayı biber gazından biz de nasiplendik … iyi ki toma su sıkmadı. frikik atacak topçu gibi pozsiyon aldı toma ama müdahele etmedi. eğer bir de su sıksaydı herhalde şu an hastanede olurdum.

ezcümle gebze, büyük avantaj kaybetti. maltepe’yi motive ederek yarışa dahil etti. her seye rağmen puan tablosuna bakmadım ama sanırım gebze lider durumda ve maltepe’nin 2 puan önünde. ipler gebze’nin ellerinde. kendi durumu kendisi tayin edecek.

şu anda aklıma geldi. maç sonunda takımı soyunma odasından tribüne çağrılması güzel hareketti. bir tanesi büyük olmak üzere iki tane hatalı gol yiyen kaleciyi taraftara alkışlatmak ise maçın en güzel hareketiydi. her ne kadar biraz agresif olsalar da gebze taraftarı maç sonu alkışı hak etti.

Gebzespor 1-1 Beylikdüzüspor

takımın kritik maçlarda iç saha performansı tam anlamıyla hayal kırıklığı. gebzespor’un çok iyi oynadıgını düşünmüyorum ama yine de bu sene iyi kötü skoru alıyor ancak iç saha maçları bu performansta devam ederse sıkıntı olabilir. etme potansiyeli de var çünkü gebzespor taraftarı biraz trabzonspor taraftarı gibi. stadyumda homurtu sesi eksik olmaz. bir yanlış harekete topçunun cezası kesilir. sinirler her zaman gergindir. ligde 8 maç sonunda 18 puanla lider. deplasmanda 4 maçta 4 galibiyet alsa da iç sahada 4 maçta 2 galibiyet, 1 mağlubiyet 1 de beraberlik var. içeride istediği skoru bir türlü alamıyor.
bu hafta beylikdüzüspor’a karşı çok kötü başladı. hiç top yapamadılar. atak yoktu. tabii bu da taraftarda homurtaya sebep oldu. havanın da güzel olmasıyla epey gelen olunca tepki de o kadar arttı. kötü oyunun üstüne bir de gol yenince iyice sinirler gerildi. ilk yarıyı 1-0 kapattıktan sonra ikinci yarıda takım biraz daha toparlandı. iyi oynamadılar ama en azında hücuma çıkabildiler. birkaç pozisyona girdiler. özellikle niko oyuna hareket kattı. bir pozisyonda soldan ceza sahasına girişte yerde kaldı ve penaltıyı aldı. bu penaltıyı da maç boyunca etkisiz elaman olan 9 numara ufuk gole çevirdi ve maç 1-1 berabere kaldı. 
şu ana kadar işler o kadar da kötü değil. tam tersi beklenenin üzerinde. bunda rakip takımların beklenenin altınta olmasının da payı var biraz. lig bana göre biraz zayıf. gebzespor geçtiğimiz senelerde daha zorlu takımlarla aynı gruptaydı. 
slogan yine aynı; o sene bu sene. haftaya derince deplasmanı var. kağıt üzerinde kolay gözüküyor umarım sahada da öyle olur.

Gebzespor 0-1 Başiskele Doğantepespor

5’te 5 yapılmıştı, altıncı maçta da galibiyet için çıkıldı ama 1-0 mağlup oldu takım. her seri bir yerde bozuluyor. iyi gidiş mutlaka sekteye uğruyor. aykut kocaman haklı, sanırım eşyanın tabiatı bunu gerektiriyor. gebzespor, kazandığı maçlarda çok iyi futbol oynamamıştı. idare ediyordu ve kazanıyordu. deplasman maçlarını izlemiyorum, bu yüzden deplasmanda nasıl oynadıkları hakkında pek fikrim yok ama iç sahada klasik amatör lig oyunu oynanıyor. duran top, karambol golleri maçın skorunu belirliyor genelde. başiskele doğantepespor maçında da maçın kaderini duran top; penaltı belirledi.
bu haftaya kadar gebzespor’un orta sahasını ve defasını beğendim. özellikle orta saha bana göre lig standartının üstünde. iyi oyuncular var. 41 numara ve 75 numara özbek gafurov iyi ikili olmuş. stoperde 12 numara ve 31 numara etkili olmuş. oğuz başaran da neden üst liglere kadar çıkabildiğini zaman zaman ispatlıyor ama kadronun geri kalanında sıkıntı var. özellikle santrafo bölgesinde. ercan kuruçay tekar transfer edilip, kaptanlık verilse de faydalı olamıyor. devre arası transferleri bugüne kadar gebze’ye hiç yararı olmadı ama bu sefer iyi bir santrafor alınırsa takım daha da iyi olabilir. 

Gebzespor 1-0 Nilüfer Erdemlispor

en son saha içinden maçı çocukken top toplayıcılık yaparken izlemiştim. o zamandan sonra ilk kez bugün izledim. onda da amatör küme maçı oldugundan dolayı oldu herhalde profesyonel bir takımın maçını ya da üst lig takımlarından bir tanesinin maçını zor izlerdim. tuhafıma giden şey yeşil alanın dısında kalan yerin yönetimiydi. amatör küme maçına göre epey katıydı. her zaman böyle mi oluyor bilmiyorum. talimat böyle klasik laf. aynı talimat tribünde pek işlemiyor. gerçi biraz naz geçene talimat işliyor. içinde bulundugum durumda talimatlara aykırı on olay oldu ama saha komiseri onlarla pek alakalı değildi.
gebzespor her zamanki gebzespor ama bu sezon galibiyet alıyorlar; tek ama en büyük, ve en güzel fark sanırım. dördüncü haftada nilüfer erdemlispor’u harika bir frikik golüyle 1-0’la geçtiler. şu ana kadar 4 maçta 4 galibiyet aldılar. 
nilüfer erdemlispor epey genç takım belli. devre arasında yardımcı hocalarıydı sanırım, 18 yaşındaki 9 numaraya, 18 yaşındasın ne olmuş, korkma topunu oyna diye motive ediyordu. diğer oyuncularda pek büyük sayılmazdı. yüzlerinden yaşları belli oluyordu. gebzespor ile kıyas yapınca arada epey sıklet var. gebzespor rahatlıkla 3.lig, 2.lig oynayacak topçular almış. hedef belli; şampiyonluk. ama takım olmak başka mevzu tabii. ne kadar oyuncu alırsan al takım olabilmek meziyet işi. gebzespor kolay dağılacak gibi top oynuyor. bir şekilde galip geliyor ama her an mağlup olacak, kırılacak bir takım izlenimi veriyor. bu da önüne geçilecek bir durum değil. alt liglerde alışma süreci diye bir şey yok. kontratlar genellikle 1 yıllık. oyuncuların hemen birbirine alışıp ite kaka takımı üst lige çıkarmaları gerekiyor. o yüzden bu kırılgan olma ihtimaline pek takılmadan öne bakmak gerekiyor. 

Gebzespor 2-1 Kartal Bulvarspor

uzun bir aradan sonra gebzespor’la birlikte tribünlere dönüş yaptım. gebze, bal 11. grupta kartal bulvarspor’la evinden oynadı maçtan son dakikalarda attığı golle galip geldi. gebzespor, 3.ligden düştüğün beri her sene o sene, bu sene diyor ama bir türlü amatörden kurtulamıyor. gerçi bal gerçekten çok kötü bir organizasyon, şampiyon olmak playoffa götürüyor. bir de oralarla uğraşıyorsun. belalı bir lig. ilker çakır, kulübe başkan olup, eski borçları kapatmasına ve lig üzerinde kadro kurmasına rağmen o sene, bu sene olamadı. 
bu sene yebi başkanla ve her zamanki gibi sil baştan kadroyla gebze sezon iddialı girdi. geçtiğimiz hafta ligin açılış maçında maltespor’u deplasman 2-1 yendiler. bugün ise içeride kartal bulvarspor’u aynı skorla geçtiler ve sezon başında umudu verdiler. tribünler, maraton tarafı neredeyse tamamen doluydu, bunda maraton tribünün ücretsiz olmasının az da olsa payı olmuştur. gerçi ücretli olduğu zamanlarda da hedef maçlarda maraton neredeyse doluyor. gebzespor, taraftar desteğini arkasına alsa da ilk yarım saatte oyuna bir türlü giremedi. ilk yarının son 15 dakikasında baskı kurabilse de santrası yapılmayan golle 45 artıda golü buldu ve devreye 1-0 önde girdi. maçın ikinci yarısında gebzespor yine tutuk kaldı, konuk ekip sol kanadında birkaç pozisyon buldu ama kaleciyi geçemedi. uzaktan atılan bir şutta kaleci önde olmasına rağmen erken uyandı ve topu kornere çelebildi. geliyorum diyen nihayet gelebildi ve kartal bulvarspor, etkili olduğu sol kanattan golü buldu. kronikleşmiş gebzespor’un maçı koparamama sıkıntısı böylece yine gün yüzüne çıkmış oldu. bu dakikadan sonra gebzespor biraz kıpırdanmaya başladı. sol çaprazda ercan’ın bir şutunu kaleci kurtardı. maçın uzatma dakikalarında sağ köşede kullanılan korneri 31 numaralı oyuncu kafayla ağlara gönderdi ve maçı gebzespor 2-1 kazandı. maçın son dakikasında 2-1 öndeyken çıkan gereksiz kavgada oğuz başaran kırmızı kart gördü. geçen sezon ergene velimeşespor’da oynarken gebze tribünlerinden tepki alan oğuz’a, bugün maç sonunda başkan, oğuz’u buraya getir tezahüratları ise tribünlerin ne kadar değişiken olabileceğine gösterdi. tribün unutmaz ama affeder.